Anayasa Mahkemesi kararları sonrası yeniden Galatasaray Meydanı

Anayasa Mahkemesi’nin Maside Ocak Kışlakçı ve Gülseren Yoleri’nin başvuruları üzerine verdiği iki ihlal kararı, Cumartesi Anneleri/İnsanları’nı tekrar Galatasaray Meydanı’na çıkmak için harekete geçirdi.

Cumartesi Anneleri/İnsanları 700. haftada verilen yasaklama kararı ve yaşanan polis müdahalesine karşı hukuki yollara başvurmuş, ancak sonuç alamamış ve neticede Anayasa Mahkemesi önüne kadar gelmişlerdi. Anayasa Mahkemesi ise müdahale edilen buluşmadan yaklaşık 5 yıl sonra Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının i̇hlal edi̇ldi̇ği̇ne karar verdi.

Beyoğlu Kaymakamlığı, toplanma öncesinde sosyal medyadan çağrı yapıldığı, ancak kaymakamlığa “herhangi bir bildirimde bulunulmadığından” bahisle yasaklama kararı vermişti. Ancak Anayasa Mahkemesi’ne göre, 1995’ten bu yana belirli bir zaman ve yerde yapılan bu eylemlerden idarenin “önceden bilgisi olmadığı söylenemez”di. Bunun yanı sıra idare, toplantının gerçekleştirilmesine imkan sağlayacak tedbirleri almak yerine haklı bir gerekçe göstermeksizin, yalnızca bildirim yükümlülüğüne uyulmadığı gerekçesiyle otomatik olarak yasaklama yoluna gitmişti. Anayasa Mahkemesi polisin toplantıya müdahalesinin hukuka aykırı olduğuna karar verirken, aynı zamanda “başvurucunun da içinde yer aldığı grubun kaybolan yakınlarının bulunması ve kamuoyunda farkındalık yaratılması amacına yönelik oturma eylemi ve basın açıklaması yapmak istemesi demokratik bir toplumda saygı ile karşılanmalıdır” diyordu. Kararın bir örneği de “yeni ihlallerin önlenmesi için” Beyoğlu Kaymakamlığı’na gönderilecekti.

Karar üzerine kayıp yakınları ve hak savunucuları, 8 Nisan 2023 tarihli 941. hafta için yeniden Galatasaray Meydanı’na çıkmaya karar verdiler.

Cumartesi Anneleri/İnsanları 8 Nisan 2023’te Galatasaray Meydanı’na çıkmak isterken gözaltına alındı ve haftalar boyunca gözaltına alınmaya devam edildi.

Her cumartesi, onlarca polis arabası ve otobüsü sabahın erken saatlerinden itibaren İstiklal Caddesi’nde çeşitli noktalara yerleştiriliyordu. Polis, önce İstiklal Caddesi’nde Kasım 2022’de gerçekleşen bombalı saldırı nedeniyle caddedeki tüm toplantı ve gösteri yürüyüşleri ile benzeri etkinlikleri yasaklayan bir “genel emir” kararına dayanarak toplanmalara müdahale etti. Bu genel emire karşı açılan iptal davasında ilk derece mahkemesi kararı hukuka uygun bulsa da, Temmuz 2025’te istinaf mahkemesi ve Şubat 2026’da Danıştay, bu kararın “İstiklal Caddesi’nde yapılacak bütün toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin süresiz olarak yasaklanmasına ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı”na hükmetti. Polis bu sırada Beyoğlu Kaymakamlığı’nın verdiği yasaklama kararlarını gerekçe göstererek toplanmalara müdahale etmeye başlamıştı. Bazı haftaların yasak gerekçeleri ise kendine özgüydü. Örneğin 950. hafta buluşması ‘olağan’ gerekçelerin yanı sıra o gün düzenlenen UEFA Şampiyonlar Ligi Finali gerekçe gösterilerek yasaklanmıştı. Polis Cumartesi Anneleri/İnsanları’nı bu gerekçeyle gözaltına alırken, her türlü toplanmaya kapalı olduğu söylenen İstiklal Caddesi’ndeki futbol taraftarlarına müdahale etmemişti.

Cumartesi günleri Galatasaray Meydanı’na yakın konumlarda bekleyen kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları saat 12’ye doğru harekete geçtikten saniyeler sonra çembere alınarak hareket etmeleri engelleniyor, dağılmalarına müsaade edilmiyor ve gözaltına alınıyorlardı.

Fotoğraflar: Banu Tuna, Burcu Ballıktaş Bingöllü, Mümtaz Murat Kök

Müdahaleler yalnızca gözaltılarla sınırlı kalmadı, yargı süreçleri de baskının bir parçası olmaya devam etti. Her ne kadar gözaltılar sonrasında çoğu dosyada takipsizlik kararı verilse de, 950. hafta buluşmasında gözaltına alınanlar hakkında dava açıldı. İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada bir kez daha “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet etmek” suçlamasıyla yargılanan 20 kayıp yakını ve hak savunucusu, 4 Ekim 2024’te beraat ettiler.

Kimi haftalarda polis şiddeti ağırlaştı, işkence ve kötü muameleye varan uygulamalara maruz bırakıldılar. Haftalar boyunca şiddet uygulayan polisler hakkında yapılan suç duyuruları ise sonuçsuz kaldı. Bunun tek istisnası, 954. hafta buluşmasında ters kelepçe uygulamalarına itiraz ettiği için darp edilerek gözaltına alınan avukat Murat Çelik’in şikayeti üzerine beş polis memuru hakkında “zor kullanma yetkisini aşmak” ve “kasten yaralama” suçlamalarıyla dava açılması oldu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın yeni mücadelesi, kayıplarının akıbetini sormanın yanı sıra, artık Galatasaray Meydanı’nı da geri kazanmaya yönelikti. Bir taraftan Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasına yönelik ısrar devam ederken, polisin süregelen müdahalesi kayıp yakınlarının hakikat ve adalet taleplerini de gölgeliyordu.

Kamu makamları ise toplanma özgürlüğünün önemli bir veçhesi olan mekan seçimi hakkını gözardı ederek buluşmaların başka bir yerde yapılmasını talep ediyor, Galatasaray Meydanı’nda ısrar edilmesini “anlamıyordu”.

Haftalar boyunca devam eden gözaltılar bir yandan yeni bir ‘dayanışma rutini’ de oluşturmuştu.

Fotoğraf: Mümtaz Murat Kök
Fotoğraf: Mümtaz Murat Kök
“Direnmenin güzel bir tarafı da vardı, bir arada olmak.” – Jiyan Tosun

Neticede bir cumartesi, kayıp yakınları ve hak savunucularının kararlı duruşu sayesinde Galatasaray Meydanı Cumartesi Anneleri/İnsanları’na yeniden açılacaktı.

DOSYALAR